sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

16 kişi kendisini tutuyor, 0 arkadaşı var.


şu an yaşadığı yer İzmir.

koku

dosyalar

birisi burda galiba (: sessiz sedasız ve anlamsız yapıyorum bişeyler sen ses ver bari (:

ashtray witch   23 Ağustos 2008 21:09  

hala sesli harflerim var benim. sana da verebilirim. anlamı siktir et :)

sokakcocugu   23 Ağustos 2008 22:15  

ayyaşlar naapıyonuz:=)

Bestloser   23 Ağustos 2008 00:07  

seviyoruz ayyaş ayyaş.

sokakcocugu   23 Ağustos 2008 00:16  

,kış gelmeden bir eve yerleş artık geceleri seni düşünüyorum içim eriyo:))

Bestloser   23 Ağustos 2008 22:19  

erimesin için. iyiyim ben sokakta. hatta sen de evdeysen çık sokağa.

sokakcocugu   23 Ağustos 2008 23:10  

şarap...kırmızı...ben...gece...meeting laura...

şerefe!

sokakcocugu   13 Ağustos 2008 22:18  

şarap şarap şarap.....
şerefe dostum!..

ashtray witch   13 Ağustos 2008 22:28  

senle de içicem. başka yapacak bir şey kaldı mı ki...varsa söyle de ciğerlerime yazık etmeyeyim. ya da söylesen de edeyim.içip içip yazmasam şu duvarlara.

sokakcocugu   08 Ağustos 2008 19:08  

bensiz iç bakalım...
=(

ashtray witch   08 Ağustos 2008 18:30  

yalnızlık paylaşılır mıydı
yoksa yalnızlık denilen şey
sadece ne olduğumuzu unuttuğumuz zaman
kapımızı çalan bir uğultu muydu
ateşler içinde uyandığımızda bir gece
derin karanlığın ender ışığında buluruz
yalnızlığımızın büyülü renklerini
aslında hiçbir zaman yalnızlık duygusuyla tanışmadık
oysa hep yalnızlığımızdan şikayet ettik durduk
yalnızlığımızı paylaşan dostlarımızla
evet yalnızlık neydi ve nerde kalmıştı
sonsuz çığlıklar içinde aradığımız
o yalnızlık olgusu

hickirik   06 Ağustos 2008 19:44  

"en iyi ne kafa yapar biliyor musun? ölüm..." dedi çocuk.

sokakcocugu   04 Ağustos 2008 22:36  

kokunun yaydığı mırıltıları dinliyorum hala...

sokakcocugu   03 Ağustos 2008 01:54  

of! yaşamaya hala nasıl dayanıyorum ve şimdi ölmeye nasıl dayanırdım?!...zerdüşt...

ashtray witch   30 Temmuz 2008 22:30  

gerçek değil peşinde olduğum şey. düşlerimin gerçekleşmesi de değil.sadece düşlerim...düşleyebilmek sadece...ne olduğu hiç önemli değil..

sokakcocugu   24 Temmuz 2008 00:55  

Bir tür eğlence buldum bunu,
Bir tür keder, üzüntü,
İçinde olduğum rüyalar,
En iyileriydi, şimdiye kadar,

Sana söylemek zordu bunu,
Hem, üstlenmek zordu,
Daireler içinde döner insanlar,
Buradalar,
Deli dünyada, deli dünyadalar,

kendineozgu   23 Temmuz 2008 21:06  

kaçtım sahneden. hiçbir rolü oynayamıyorum. hepsi eğreti kalıyor. bu kadar aidiyetsizlik niye! varoluşçu ahmaklıklar :)

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 18:22  

"dünyanın bütün sabahları geri dönüşsüzdür. " bu sabah ta öyleydi...

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 12:51  

yalanları taşıyabilen kelimeler getir bana. taşıyabileceklerinden daha ağır olmasın...
(ya da hiçbir şey getirme. belki de taşıyacak gücün yoktur. hem zaten ben de yorgunum.)

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 03:41  

ey aşk!! uzak dur benden. arkasında duvarlar olan yalancı kapılar açtın bana! :D

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 03:18  

gerçeği yakalayabilme şansım olsaydı.. dişlerimi geçirip etine kanını akıtırdım . öfkemden belki. öfkeli bi çocuğum ben. uzaktan durur bakardım belki de. korkumdan, korkak bir çocuğum ben. belki de parmağımla dokunurdum ona önce, yakar mı beni diye. bir bilye gibi yutardım belki de o beni yutmadan. ( ama ya karnımı ağrıtırsa :) belki de en iiyisi gerçekle oynamaktır çocukça...

"gerçek gerçekleştirdğimiz şeydir." mühsam

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 02:40  

yatsam kalsam,kendimle dalga geçsem; yesem içsem kendimle dalga geçsem; sevsem sevilsem yine kendimle dalga geçsem; sevişsem; dünyayla dalga geçsem..

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 01:37  

nicedir sevişmedim ben...hadi dünyayla dalga geçelim :)

sokakcocugu   28 Temmuz 2008 01:55  

adımı sormayın bana. adım kendi kendime yapıştırdığım bir etiket değil. ya kendime yapıştırdıklarım.. hiçbiri benim yarattığım değil...

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 01:18  

panjurları çekilmiş,sakin durgun bir yaz bu. hiç kıpırdamasam :) seksüelin başına a ekledim. ısırmalarım beklemede. dişlerimin arasında kalmış etlerini temizlemekteyim hala zevkle. gözlerimde döktüğüm kan bakışları..burnumdan gelen sümüksün sen her hasta oluşumda.

sokakcocugu   22 Temmuz 2008 23:30  

ağzının dolusu küfretti çocuk!!!!!

sokakcocugu   22 Temmuz 2008 03:53  

fazla karıştırmazsan şekeri dibinde kalır, sonu tatlı biter...

ashtray witch   21 Temmuz 2008 16:41  

şekeri yoksa karıştırdığınla kalırsın...

sokakcocugu   21 Temmuz 2008 17:08  

canım çamurda oynamak istiyor...

sokakcocugu   20 Temmuz 2008 17:07  

Merhaba sevgili sokakcocugu

gonul dostu   19 Temmuz 2008 19:46  

ben görünmez olmayı öğrendim :))

sokakcocugu   19 Temmuz 2008 19:46  

"hayatı sevmeyen intihar etmez. önemsemeyen, değer vermeyen ölmeyede gerek duymaz."
görünmez olur =)

ashtray witch   20 Temmuz 2008 13:23  

düşüncelerimizin dilini mi? o imkansız... =)

ashtray witch   19 Temmuz 2008 19:43  

:)))))sen beni öldür. düşünmekten vazgeçebilirim ama hissetmekten asla :P biri dilimizi koparır mı acaba :)

sokakcocugu   19 Temmuz 2008 19:40  

düşünmediklerimiz de bir gün bizim olabilirler...
düşünüp düşünemediğimizi düşünmememiz gerekir :P

ashtray witch   19 Temmuz 2008 19:31  

araftayım ben..ah tanrım gitmek te kalmak ta artık bana çok uzak :P "düşüncelerimiz bizimdir ama sonuçlarını kestirmeyiz. "

sokakcocugu   19 Temmuz 2008 19:25  

kalmayı denemek daha zor be ortak :)

ashtray witch   19 Temmuz 2008 19:22  

"metafizik palyaçolar ":D

sokakcocugu   19 Temmuz 2008 19:14  

bırak gitmeyi,gitmeyi deneme hazırlıkları yapıyorum daha..(:

sokakcocugu   19 Temmuz 2008 18:50  

herkes sessiz, herkes yalnız, artık gitmek gerek ne dersin?

ashtray witch   19 Temmuz 2008 18:31  

BLOG sokakcocugu rss kaynağı

adresi: http://sokakcocugu.sosyomat.com/blog

ses- rss kaynağı

siz

MALDOROR'UN ŞARIKLARI

...
Maldoror'un mutlu yaşadığı o ilk yıllarda nasıl iyi yürekli biri olduğunu anlatacağım birkaç satırda.
Daha sonra, kötü ruhlu doğmuş olduğunu fark etti: Ne garip yazgı! Kişiliğini elinden geldiğince
gizledi uzun yıllar, ama sonunda, şu alışık olmadığı gerilim yüzünden, her gün kan beynine çıkmaya
başladı; böylesine bir yaşama artık katlanamadığı için de, sonunda, kararlı bir biçimde kötülük
mesleğine adandı… bu tatlı dünyaya! Pembe yanaklı küçük bir çocuğu sevip dururken yanaklarını
usturayla kesip koparmak isteyeceği kimin aklına gelir, ve eğer Adalet'in türlü türlü cezaları gözünün
önüne gelmemiş olsaydı kim bilir kaç kez yapardı bu işi.Yalancı biri değildi, gerçeği kabul ediyor ve
kendisinin bir kan dökücü olduğunu söylüyordu. İnsanlar, duydunuz mu? Bu titreyen kuş teleği
kalemle de aynı şeyi tekrarlamaktan utanmıyor. Sanki istençten de güçlü yetke… Bir lânet! Yerçekimi
yasalarına karşı koyabilir mi taş? Olanaksız. Kötülük, iyilikle bağlaşma yapmak isterse, olanaksızdır.
Yukarıda söylediğim de buydu benim zaten.

  • * *

İmgelemin yarattığı ya da sahip oldukları, soylu duygular sayesinde insanların övgülerini kazanmak
için yazar kimileri. Ben, kan dökücülüğün tadını betimlemek için kullanıyorum dehâmı! Gelip geçici,
yapay zevkler için değil; ama insanla başlamış, insanla sona erecek olanlar için. Tanrı'nın gizli
kararlarına uygun olarak kan dökücülükle bağlaşma yapamaz mı dehâ? Ya da, kan dökücü biri
dehâ sahibi olamaz mı? Bunun kanıtını benim sözlerimde bulacaksınız; isterseniz, beni dinleyip
dinlememek sizin elinizde. Bağışlayın, bana öyle geliyor ki saçlarım diken diken oldu; ama, önemli
değil, çünkü, elimle, kolayla eski durumlarına getirebilirim onları. Bu, şarkı söyleyen kişi, tek sesli
parçalarının bilinmedik şeyler olduğunu ileri sürmüyor; aksine, kahramanının kibirli ve kötücül
düşüncelerinin bütün insanlarda bulunmasına alabildiğine seviniyor.

Comte de Lautréamont

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 22:32  

...
Aldandım mı? Acımak benim için ölümün kız kardeşi mi yoksa?
Yalanla beslendiğim için özür dileyeceğim, artık. Bırakın beni.
Ama bir dost el de mi yok! Nereye tutunmalı?

A.Rimbaud

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 21:49  

CEHENNEMDE BİR MEVSİM

Aldanmıyorsam, bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizime oturttum güzelliği - terslik
edecek oldu- iler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.

Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.

Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.

Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı. Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.

"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."

Ah, canıma yetti arttı - kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.

Arthur Rimbaud

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 21:43  

TRAGEDYALAR

LUSİN
.................

STEPAN
Elini verir misin, elini?
Benim anladığımca sen
Bir başına yüceltmek istiyorsun kendini
Bu böyle olunca da, o zaman
Şaşırma bir gün mutluluk yerine
Daha hiç denenmemiş bir acıyla karşılaşırsan.

LUSİN

Bir acıyla.. daha hiç denenmemiş!.

STEPAN
Bak işte, en soylu isteklerle odama geliyorsun
Ve düşün, insanlığının en alımlı katında
Her şey bu kadar doğal, her şey bu kadar güzelken
Sorarım, neden böyle yabancı kalıyorum sana?

LUSİN
Bilemem ki Stepan..

STEPAN
Bak Lusin, çünkü ben sevmiyorum kadınları
Bu tuhaf alışkanlığı, bu gereksiz yakınlığı
Sense bencillik diyeceksin buna. Ya da
Bir zevk düşkünlüğü diyeceksin. Oysa hiçbiri değil..

LUSİN
Peki, ya nedir?

STEPAN
Olsa olsa bunca çıkmazı
Sürdürmek benimkisi bir zevk biçiminde boyuna
Ve yaratmak yeniden bütün iğrendiklerimi.

LUSİN
Kaçınılmaz bir yalnızlık seninkisi. Ayrıca
Katı, ilgisiz, iğreti...

STEPAN
Ve diyebilirsin ki Lusin, soyu kalmamış hayvanlar gibi
Öyle bir buz çağını yaşıyorum da
İçkiyle aşıyorum, içkiyle çözüyorum bu cehennemi.

LUSİN
Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey istemeden gerçekte.

STEPAN
Belki de bir bilinci yoğunlaştırıyorum böylece
Doğarak acılarıma her an yeniden
Ve kendini kanatan bir bıçak gibi işte.

LUSİN
Anlıyorum Stepan, ne var ki, ben de
Çıkmalı diyorum bu boğuntudan
Bu yanlış orospuluktan, bilmiyorum
Bana yardım edebilir misin? Daha doğrusu
Bir yol gösteren değil, bir uğrak
Olabilir misin bana?

STEPAN
Sadece bir anlaşma! Ne çıkar anlaşsak da biz
Ve bütün anlaşmaların dünyada
Sanırım bir anlamı var: yok gibiyiz hepimiz.

LUSİN
Öyleyse yalnız da değilsin sen. Ayrıca
Tutsaksın yalnızlığına Stepan.

STEPAN
Bunu yadsımıyorum ki Lusin. Yadsımıyorum da
Demek istiyorum ki, sen de yalnızsın benim gibi
Biz ikimiz de yalnızsak.. ve işte bu durumda
İki kişilik bir yalnızlık olmaz mı bizimkisi?
Yok sanki bir şey yapacak..

LUSİN
Belki de var.. ama nasıl?

STEPAN
Zorlasak mı acaba bizim olmayan
Görünmez bir mutluluğun yollarını
Her türlü acılarla yılmadan
Savaşsak mı geleceği kurtarmak için
Ama gelecek ne Lusin, bilmem ki
Bilsem bile ne çıkar, o zaman da ben neyim?

LUSİN
Düşündüm ben Stepan. Düşündüm daha önce de
Diyorum bir geneleve gitmeli
Hiç değilse bir karşıkoyma biçimi. Ve belki
O yalanlardan, o yalan ilişkilerden
Daha önemli bu, kim bilir

STEPAN
Bence bu kurtuluş yolu değil. Gerçi her şeyin hakkını vermeli.
Üstelik kaygılanmadan
Ama bir tükenme duygusu, ölümsü bir yılgınlık da
Olabilir seninkisi. Öyleyse karar vermeli
Bir çözüm yolu mu bu, değil mi?

LUSİN
Hep böyle baş eğmek mi? İstemiyorum bunu Stepan
Düşmeli bir çirkinliğin içine. Ve yavaş yavaş
Aşmalı çirkinliği.

STEPAN
Bak Lusin, şu da var ki, genelevse gideceğin yer senin
Zaten bir genelevde yaşıyor gibisin
Her türlü çirkinliğin içinde
Her türlü düşmanlığın, her türlü bencilliğin
İçinde anlaşıyorsun vuruşaraktan
Ve kırılaraktan durmadan
Öyleyse bir kurtuluş bu mu? Bana kalırsa
Ölümünü içinde taşıyan bir isyan.

LUSİN
İsyandı tanrıya başkaldırmak da. Öyleyse
Ben şimdi neye inanacağım
Yalnızsam, beni yalnız bırakan
Ve yalnız değilsem, kararsız bir yargıç olan
Başkalarına mı?
Yoksa kendime mi Stepan, ne dersin?

STEPAN
Korkunçtur, bana kalırsa adımıza
Hazırlanmış bir oyun var bizim
Hepimizi yalnız bıraktıkları bir oyun
Ve bilirler, insanlar yalnız kaldıkça
Konuştukları dil de değişir
Sonunda hiç anlaşamazlar. Öyle ki
Bir zaman parçası içinde, bir durumun
Değişmez akışında, tekdüze
Kalırlar bir sıkıntı avcısı gibi
Ve bir gün anlarlar ki, bir güc değildir artık yalnızlık
Ve bunu anlayınca, işte o zaman Lusin
Aşıvermek isterler bu zamanla durumu
Koşarlar, koşarlar, tam sınıra gelince
Sanki o tel örgülere yapışmış gibi
Bir duman oluverirler ya da kaskatı
Bir kömür parçası, bir ceset..
Nedir bu durumda insanın anlamı?

LUSİN
Aşmalı bu durumu Stepan.

STEPAN
Duymuyorum ben acılarımı. Ve yitirdim çoktan
Yitirdim bütün karşıtlıkları. Ne umut
Ne umutsuzluk, ne hiçbir şey
Kurtaramaz varlığımı benim. Ve yoğun bir anlamsızlığın içinde
Sanki renksiz, boyutsuz
Ve göksüz, zamansız bir evrende
Tek çıkar yol yaşamaksa Lusin
Yaşıyorum ben de kaygısız
Değişmez bir anlamsızlığı böylece.

LUSİN
Yani bir çıkmazı sürdürüyorsun kısaca
Bu yitiriş kendini, bu çöküş
Sanki bir üstünlük duygusu veriyor sana

STEPAN
Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki
Bir önseziyi kuruyorum şimdiden.

LUSİN
Asıl iş bir sonuca varmakta.

STEPAN
Varabilir misin?

LUSİN
Öyleyse çok uzun bir yol bu doğrusu.

STEPAN
Bir konyak daha içer misin?

LUSİN
Ayrılalım Stepan, belki biz anlaşıyoruz ama
İlkemiz ayrı yaşamak
Ve ne varsa işte bu ayrılıkta.

STEPAN
Adım Stepan, Lusin. Yani ben
Bir satranç oyuncusu olamam

LUSİN
Elini ver Stepan, ne de olsa bir anlaşmadır bu
Belki de bir anlaşmadır.

IV

(Bir insan yaşanmamışlığı bulunca
Onu artık hiç kimse anlatamaz
Kalır sonsuz gücünün buyruğunda
Ve bütün kesinliklerin üstünde, yalnız
Dolaşır bir ateşböceği gibi kendi aydınlığında).

Edip Cansever

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 19:34  

Tragedyalar III (Koro)

Birden bire yapayalnızsanız her yerde
Ve bundan korkuyorsanız
En küçük şeylerden bile. Örneğin birine saati sorsanız
Karşıdan karşıya geçseniz bir caddede
Sesinizi alçaltıp dikkatle bakaraktan çevrenize
Biriyle bir şeyler konuşsanız
Ve her gün kitaplar, dergiler alsanız. Postacı her gün mektup getirse
Sözgelimi bir resmi dairede
Fazlaca oyalansanız
Şöyle bir iki otobüs kaçırsanız üst üste neden olmasın
Kaldı ki, hiçbir şey yapmasanız bile
Tuhaftır
Sanki herkes kuşkuyla bakacaktır yüzünüze.

Ve işte bir lokantaya girdiniz, garsonla çene çaldınız
Şarapla yiyecek bir şeyler söylediniz, hepsi bu kadar
Biraz da güldünüz aklınızdan geçen bir şeye
Ya gülünç bir olaya, ya önemsiz bir söze
Ama az ötede düğmeleriyle oynayan
Ve yiyen tırnaklarını bir adam
Duraksız sizi izliyordur belki de.

Ya da bir dernekte üyesiniz, azıcık mutlusunuz
Ya da küçük bir memur bir banka servisinde
Durmadan suçlusunuz
Durmadan suçlusunuz
Durmadan suçlusunuz ve artık kendinizi
Gücünüz yok ödemeye.

Giderek siz oluyorsa bütün bir kalabalık
Yüzünüz yüzlerine benziyorsa, giysiniz giysilerine
Ansızın bir hastanın kendini iyi sanması gibi
Gücünüz yetse de azıcık bağırsanız
Bir yankı : durmadan yalnızsınız
Durmadan yalnızsınız.
.

Edip Cansever

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 19:26  

EPİSODE

Ya alkol olmasaydı. Bir uzun bardaklarımız vardı. Herkes
birbirinden artardı
Bulanık, bungun artardı
Kuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimize
Çok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardı
Meyhaneler biraz olsun solardı
İmgeler ve bütün çözüm yolları. Bardaklar
Bardaklar, o uzun bardaklar, dişi alkoller yani
Çiftleşip bırakırlardı sesimizi
Sirkler ve bütün sirkler, atlıkarıncalar öyle
Çılgınca dönerlerdi sesimizde
Biz bütün görme gücüyle görürdük sesimizi
Renksizdi
Ve nasıl kirliydi ki, her günkü kuşkulardan
Her türlü engellerden, aşklardan ve kurallardan
- Sesimizi duyuyor musunuz. Hayır!
- Sesimizi duyuyor musunuz. Evet!
Yani işte böyle biz
Tek anlamlı iki söz parçası olan.

Biz bir de çok eski zamanlardan kalmış olurduk. Ve bir de
Sert içkiler içerdik - Bu tuhaf akşamları kim çizdi
Öyküsü tanrılardan ve açık denizlerden derlenen
Bu tuhaf akşamları kim çizdi
Güçlü bir soluk tarafından ve hırsla

Ve kirli
Ve büyük bir sirk çadırı gibi, uçsuz bucaksız
Bu tuhaf akşamları kim çizdi
Biz içkiler içerken.

Biz içkiler içerken cam kapılar yeryüzünü keserdi
Düşük organlarıyla kadınları keserdi
Biz içkiler içerken
Kesilince giderdi
Cam kapılar dönerdi, dünyacığımız kanardı
Cam kapılar dönerdi
Gökboyu giderlerdi bir saydamlığı akıtıp
Doğanın gizlerine ve bütün rahimlere
Gökboyu giderlerdi
Tezgâhlar bira çekerdi
Tezgâhlar bira çekerdi, çürük ot oralarda kokardı
Çürük ot, çürük ot..
Oralarda kokardı
Sonra hep eski zamanlardan kalmış olurduk, o tenha
Bahçelerde, tasvirlerde, bir garip kum sarılığında
Olmuş olurduk
Sonra birden çağımıza girerdik. O çılgın
Atlarımız, örtülerimiz alkolden
Anılarımız, içgüdülerimiz
Ve büyük çıplaklığımız alkolden
Alkolse biraz olsun alkolden yaratıldığımız
Tanrımız bilincimiz tanrımız
Çağımıza girerdik.

Çağımıza girerdik, kaygan ve boyutsuz bir anlam biçiminde
Kurumuş bir kan kokusu ağzında
Kemikten bir av borusu tadında
Ağrılı bir hayvanın benekleri üstünde
Çağımıza girerdik
Çağımıza girerdik, çiftleşip bırakırdık çağımızı
Bırakınca giderdik
Bırakınca giderdik. Sonra her şey giderdi. Ve artık
Bir silah patlasa, bir kurşun
Doğayı baştanbaşa kanatan
Bir kurşun olurdu. İçkilere dönerdik.
Çünkü başka ne vardı, alkoller bizi yıkardı
Sığ denizler gibiydi alkol, geçerdi üstümüzden
Ve birden bırakırdı bizi
Biz öyle kalırdık da çakıllamış ve beyaz
Seslerimiz birbirinden artardı.

Çünkü yalnız o vardı, o alkol biçiminde olmak
O sonsuz buruşukluk
O sonsuz buruşukluk: ya alkol olmasaydı
Ya alkol olmasaydı

Ve alkol olmasaydı biz ölümsüz kalırdık
Dayanılmaz acısında bir ölümsüzlüğün
Biz öylece kalırdık
İmgelerin ve bütün çözüm yollarının bir öte dünyasında
Yani bir gerilimde, her şeyin bir kavram olup aktığı kanımızda
Oralarda
Sevişirken kalırdık
Akarsular alkollere girer kalırdı
Balıklar soğuk soğuk devinirdi, kalırdı
İçe ingin gözlerimiz vardı, kalırdı
Bir sessizlik gününün durmadan kutlandığı
Oralarda kalırdı.

Çünkü yalnız o vardı, o alkol biçiminde olmak
O sonsuz buruşukluk
O sonsuz buruşukluk: ya alkol olmasaydı
Ya alkol olmasaydı.

Herkes nerelerden olsa biraz sarkardı
Bir şeyden, bir olaydan, korkunun ilk yerinden
İşkenceler biraz olsun sarkardı
Ve duvar kâğıtları sarkardı ve sinek pislikleri, ampuller
İntihar zabıtları sarkardı
Evraklar, çekmeceler
Telefonlar biraz olsun sarkardı
Ve sesler örtmek için sesleri, sarkardı
Ve eller
Çürükler, sinir uçları
Bir korkunçluk gününün durmadan kutlandığı
Sert duvarlar beyaz beyaz kanardı
Ve polis müdürleri sarkardı kuşkunun ilk yerinden
Belki de bir cümleden: bütün işkencelere rağmen konuşmaz!
Diye harfler öyle öyle sarkardı
Ve cezaevleri sarkardı ve ıslak tabutlukar
Ve kurallar sarkardı, yasalar sonra sarkardı
Bir şeyden, bir olaydan, acının ilk yerinden
Herkes nerelerden olsa biraz sarkardı.

KORO

Ellerin ve bütün eylemlerin biraz olsun sarktığı
Sizi yok saymaya geldiklerinin anlamıyla
Şimdi bir anlama geldiğigiller çağı.

EPİSODE

Ya alkol olmasaydı. Bir uzun bardaklarımız vardı. Herkes
birbirinden artardı
Bulanık, bungun artardı
Kuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimize
Çok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardı.

Edip Cansever

sokakcocugu   23 Temmuz 2008 19:21  

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    5822 üyesi var. üyelik serbest.
  2. kedi sevenler

    kedi sevenler

    3658 üyesi var. üyelik serbest.
  3. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    2872 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. HELP FOR CHILDREN

    HELP FOR CHILDREN

    2507 üyesi var. üyelik serbest.
  5. Tim Burton

    Tim Burton

    1761 üyesi var. üyelik serbest.
  6. kadın

    kadın

    1668 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. mülksüzler

    mülksüzler

    447 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. uykusuz

    uykusuz

    1682 üyesi var. üyelik serbest.
  9. yalnızlık

    yalnızlık

    567 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  10. BirGÜN gazetesi

    BirGÜN gazetesi

    50 üyesi var. üyelik serbest.

1 2


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage